................................... ................................... ................................... ................................... ...................................
Tarih Bilimi
Tarih Dersleri
Kronoloji
Tarih Sözlüğü
Atatürk
Türk Tarihinde İz Bırakanlar
Makaleler
Türk Destanları
Ziyaretçi Defteri
İletisim/Künye



"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir nitelik alır."                M. K. Atatürk

"Tarih bir milletin hâfızasıdır; tarihini bilmeyen millet, hâfızasını kaybetmiş insana benzer."                         B. Lewis

"Ecdâdını unutanlar, kaynaksız ırmağa, köksüz ağaca benzerler."                     Çin Atasözü

"Tarih, milletlerin tarlasıdır. Her toplum, geçmişte bu tarlaya ne ekmişse, gelecekte onu biçer."                         Voltaire

"Tarih okuyanın aklı çoğalır."
                  İmam Şâfiî




 

HİTİTLER


Anadolu eski çağlardan beri insanlığa ev sahibi yapmış önemli yerleşim merkezlerindendir. Anadolu’nun bilinen ilk topluluğu Hititlerdir.  Hititler, M.Ö. 2000’li yıllarda Anadolu’da devlet kurmuş Hint-Avrupa kökenli bir uygarlıktır. M.Ö. 1700 yıllarında, Çorum ilinin Boğazkale ilçesi yakınlarındaki Hattuşaş (Boğazköy) başkent olmak üzere bir devlet kuran Hititlerin yaşadığı coğrafyaya Hatti ülkesi adı verilmekteydi. Tarihçilere göre Hititleri tanımak Anadolu uygarlığını tanımak anlamına gelmektedir. Bugün bizler Anadolu topraklarında Hititlerin mirasçılarıyız.


Hititlerin nereden geldikleri kesin olarak bilinmemekle birlikte Orta Asya kökenli oldukları ileri sürülmektedir. Önceleri feodal bir yönetim görülen Hititlerde, daha sonraları güçlü bir merkezi yönetim kurulmuş, böylece Anadolu’nun ilk siyasal birliği de sağlanmıştır.


Kızılırmak çevrelerinde krallıkla yönetilen büyük bir imparatorluk kuran Hitit Devleti’nin kurucusu I. Hattuşili, en büyük hükümdarı ise Şuppiluliuma’dır. Şuppiluliuma, bazen kaba kuvvete, bazen de diplomasi oyunlarına başvurarak yurdunu Ortadoğu’nun en güçlü ülkesi haline getirmeyi başarmıştır.


Yukarıda da belirtildiği üzere Hititlerde yönetim biçimi merkezi krallık şeklindeydi. Bununla birlikte kralın yanında ülkeyle ilgili önemli konuların görüşüldüğü “Pankuş” adı verilen bir danışma meclisi bulunmaktaydı. Yaşlılardan oluşan bu meclis ilkel bir “Meşrutiyet” uygulaması olarak değerlendirilebilir.


Hitit ülkesinde “Tavananna” adı verilen kraliçeler bulunmaktaydı. Kraliçeler ülke yönetiminde kraldan sonra söz sahibi olup, kralın yokluğunda idareyi ele alırlar ve Pankuş Meclisi’ne başkanlık ederlerdi.


Hitit kralları her yıl ülkelerinde meydana gelen olayları “Anal” adı verilen yıllıklara yazdırırlar ve bunları tanrılara sunarlardı. Anallar tanrılara sunulduğundan bütün olaylar tarafsız bir şekilde yazılmaktaydı. Bu nedenle objektif tarih yazıcılığı Hititlerle başlamıştır denilebilir.


Önceleri “Hiyeroglif” denilen resim yazısını kullanan Hititler daha sonraları çivi yazısı kullanmışlardır. Diğer taraftan kaya mimarisinde oldukça ileri giden Hititlerde, başkent Hattuşaş yakınlarındaki “Yazılıkaya Tapınağı”nda bulunan kabartmalar, günümüze ulaşan en önemli Hitit eserlerindendir.


Hitit ülkesine, çok fazla tanrıya inanıldığı için “Bin Tanrı İli” de denilirdi. Diğer taraftan Hititlerin Mısırlılarla yaptıkları “Kadeş Antlaşması” (M.Ö. 1280) tarihte bilinen ilk yazılı antlaşmadır.


Hitit Devleti, M.Ö. 1200 yıllarında batıdan gelen “Deniz Kavimleri Göçü” sonunda yıkılmıştır. Hititlerden bir kısmı Güneydoğu Anadolu’ya çekilerek, burada şehir devletleri halinde varlıklarını sürdürmüştür. Bu şehir devletlerine ise ticarette gelişmiş bir topluluk olan ve yayılmacı bir siyaset izleyen Asurlular tarafından son verilmiştir.


Ana Sayfa - Tarih Bilimi - Tarih Dersleri - Kronoloji - Tarih Sözlüğü - Atatürk - Türk Tarihinde İz Bırakanlar - Makaleler - Türk Destanları - Ziyaretçi Defteri - İletişim/Künye