................................... ................................... ................................... ................................... ...................................
Tarih Bilimi
Tarih Dersleri
Kronoloji
Tarih Sözlüğü
Atatürk
Türk Tarihinde İz Bırakanlar
Makaleler
Türk Destanları
Ziyaretçi Defteri
İletisim/Künye



"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir nitelik alır."                M. K. Atatürk

"Tarih bir milletin hâfızasıdır; tarihini bilmeyen millet, hâfızasını kaybetmiş insana benzer."                         B. Lewis

"Ecdâdını unutanlar, kaynaksız ırmağa, köksüz ağaca benzerler."                     «in Atasözü

"Tarih, milletlerin tarlasıdır. Her toplum, geçmişte bu tarlaya ne ekmişse, gelecekte onu biçer."                         Voltaire

"Tarih okuyanın aklı çoğalır."
                  İmam Şâfiî




 

İSLAMİYET ÖNCESİ ARABİSTAN


Arabistan Yarımadası olumsuz coğrafi şartlar nedeniyle yaşama everişli değildi. Halkın temel geçim kaynağı ise hayvancılıktı. Bununla birlikte tarım ve ticaretle de uğraşılırdı.


Siyasi birliğin sağlanamadığı Arabistan Yarımadası’nın bazı bölgelerinde komşu devletlerin egemenliği vardı. Yemen dolaylarında Habeşistan, kuzeyde Bizans ve Basra Körfezi dolaylarında da Sasani egemenliği hüküm sürmekteydi.


Hicaz: Arabistan Yarımadası’nda Mekke ve Medine’nin bulunduğu bölgeye Hicaz adı verilmektedir.


Mekke İslamiyet öncesinde de kutsal bir öneme sahipti. Nitekim kabilelerin taptıkları putlar burada bulunmaktaydı. Mekke şehri kutsal yerleri ziyaret edenlerle yapılan ticaret sayesinde diğer şehirlere nazaran daha zengindi.


İslamiyet öncesi dönemde Arabistan’da sosyal yaşam çok ilkeldi. Kabileler arasında mücadeleler sürmekte ve kan davaları görülmekteydi.


Dini açıdan değerlendirilirse İslamiyet öncesi Arabistan’da en yaygın inanışın putperestlik olduğu söylenebilir. Puta tapmanın yanı sıra İslamiyet öncesi Arabistan’da kölelik düzeni bulunmaktaydı.

 

HZ. MUHAMMED (HAYATI VE PEYGAMBERLİĞİ)


İslam dininin kurucusu olan Hz. Muhammed 571 yılında Mekke’de doğmuştur.


Hz. Muhammed, küçüklüğünden beri güzel ahlakı, doğruluğu ve dürüstlüğü ile çevresinde sevilen ve sayılan biri olmuştur. Hz. Muhammed genç yaşta amcasının yanında ticaretle uğraşmıştır. Güzel huyu ve ticaretteki doğruluğu nedeniyle kendisine “Muhammed’ül Emin” denmiştir.


Hz. Muhammed, kırk yaşlarında iken, peygamber olarak görevlendirildiğini ilan etmiş ve İslam dinini yaymaya başlamıştır.

 

HİCRET (622)


Hz. Muhammed Mekke’de İslam dinini anlatmaya ve yaymaya çalışmıştır. Bu sırada putlara tapan Mekkeliler direniş göstermişlerdir. Bunun üzerine Medineliler İslam dinini kabul edeceklerini bildirmiş ve Hz. Muhammed’i Medine’ye davet etmişlerdir. 622 yılında, Hz. Muhammed ve diğer Müslümanların Mekke’den Medine’ye yaptıkları bu göçe “Hicret” adı verilmiştir. Mekke’den Medine’ye göç edenler “Muhacir”, Medineliler ise “Ensar”  olarak isimlendirilmiştir. Hicret sonucu Müslümanlar siyasi bir güç haline gelmişler ve İslam devletinin temelleri atılmıştır. Hicret olayı, Hz. Ömer döneminde takvim başlangıcı olarak kullanılmış ve böylece Müslümanların geleneksel takvimi olan Hicri Takvim hazırlanmıştır.

 

HZ. MUHAMMED DÖNEMİ


Hz. Muhammed Medine’ne dini lider olmasının yanı sıra devlet başkanlığı görevini de üstlenmiştir. Bu dönemde tarihteki ilk İslam devletinin temelleri atılmıştır. Çevre kabilelerden İslamiyet’i kabul edenlerin sayısı da artmıştır.


Hz. Muhammed kutsal topraklar olan Mekke’yi ele geçirme arzusundaydı. Bu nedenle Müslümanlar ile Mekkeliler arasında çok sayıda savaş yapılmıştır. Sırasıyla Bedir Savaşı (624), Uhud Savaşı (625) ve Hendek Savaşı (627) bunların en önemlileridir. Bu savaşlarda Hz. Muhammed öncülüğündeki Medinelilerin zafer kazandıkları söylenebilir.


Söz konusu savaşlardan sonra Mekkeliler ile Medineliler arasında Hudeybiye Antlaşması (628) imzalanmıştır. Hudeybiye Antlaşması’yla; Mekkeliler, Müslümanları siyasi bir güç olarak kabul etmişlerdir.


Hz. Muhammed döneminde Hayber’de yaşayan Yahudiler üzerine Hayber Seferi (629) düzenlenmiş; Bizanslılarla Mute Savaşı (629) yapılmış; Mekke üzerine sefer düzenlenmiş ve Mekke fethedilmiş (630); Mekkelilerle Huneyn Savaşı (630) yapılmış ve İslamiyet’i kabul etmeyen bir şehir olan Taif’e sefer düzenlenmiştir (630). Son olarak ise Hz. Muhammed, Bizans üzerine Tebük Seferi’ne (631) çıkmıştır.


Tebük Seferi Hz. Muhammed’in son seferidir. Hz. Muhammed, Tebük Seferi’nden sonra Kâbe’yi ziyarete gitmiş, “Veda Haccı” olarak anılan bu ziyaretinden döndükten bir süre sonra rahatsızlanarak vefat etmiştir. Hz. Muhammed’in vefatıyla İslam tarihinde “Peygamber Devri” sona ermiştir.

 



Ana Sayfa - Tarih Bilimi - Tarih Dersleri - Kronoloji - Tarih Sözlüğü - Atatürk - Türk Tarihinde İz Bırakanlar - Makaleler - Türk Destanları - Ziyaretçi Defteri - İletişim/Künye