................................... ................................... ................................... ................................... ...................................
Tarih Bilimi
Tarih Dersleri
Kronoloji
Tarih Sözlüğü
Atatürk
Türk Tarihinde İz Bırakanlar
Makaleler
Türk Destanları
Ziyaretçi Defteri
İletisim/Künye



"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir nitelik alır."                M. K. Atatürk

"Tarih bir milletin hâfızasıdır; tarihini bilmeyen millet, hâfızasını kaybetmiş insana benzer."                         B. Lewis

"Ecdâdını unutanlar, kaynaksız ırmağa, köksüz ağaca benzerler."                     Çin Atasözü

"Tarih, milletlerin tarlasıdır. Her toplum, geçmişte bu tarlaya ne ekmişse, gelecekte onu biçer."                         Voltaire

"Tarih okuyanın aklı çoğalır."
                  İmam Şâfiî




 

İKTİSAT VE TARİH


Bilimler arasındaki ilişkilerden yola çıkarak bir sonuca ulaşma çabasını “interdisipliner ya da disiplinler arası yaklaşım” olarak tanımlayabiliriz. Bu yazımda sosyal bilimlerin iki ana dalı olan iktisat ve tarih ilimlerinin zaman içersindeki kesişmelerinden yola çıkarak yüzeysel bir tahlilde bulunmak istiyorum. Yazının temel amacı iktisat biliminin sosyal bilimlerin incisi olduğu tezinin tarihi kayıtlarla desteklemektir.


Tarihin her döneminde insanoğlu iktisadi faaliyetlerle iç içe olmuştur. Eski çağlarda ilkel topluluklar halinde yaşayan insanoğlu avcılık ve toplayıcılıkla yaşamını sürdürme çabası içersinde olmuştur. Bu dönem içersinde kısmen de olsa bir “iş bölümü ve uzmanlaşma” ortaya çıkmıştır. Bilindiği üzere bu iş bölümü ve uzmanlaşma düşüncesi iki yüz elli yıllık modern iktisat biliminin kurucusu olan Adam Smith tarafından 1750’li yıllarda teoriye kazandırılan en önemli düşüncedir. Toprağın tarım amacı ile işlenmeye başladığı neolitik dönemle birlikte söz konusu iş bölümü ve uzmanlaşmanın daha da artmış olması kuvvetle muhtemeldir.


İktisat biliminin temel amacı insan ihtiyaçları ile kıt (sınırlı) kaynaklar arasında bir denge kurmaktır. Burada insan ihtiyaçlarının sınırsız olduğu varsayılmaktadır. Nitekim her insan doğası gereği sürekli elinde bulunandan daha fazlasını, içinde bulunduğu yaşam koşullarından daha iyisini aramaktadır. Dolayısıyla iktisatta “ihtiyaç” kavramı temel bir önem arz etmektedir. İhtiyacı ise zorunlu ihtiyaçlar ve zorunlu olmayan (kültürel) ihtiyaçlar olarak iki ana başlığa ayırabiliriz. Zorunlu ihtiyaçları ise üç ana başlık altında ele almak mümkündür: Yiyecek, giyecek ve barınma ihtiyacı. İktisat bilimine göre zorunlu olarak nitelendirilen bu üç ihtiyacı tarihsel açıdan örneklendirerek gerçekliğini sorgulayabiliriz. Tarihi ipek ve baharat yolları bunun en güzel örneğidir.


Özellikle orta çağda Avrupa’da şatolarda yaşayan derebeyleri yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak üzere zengin çeşide sahip olan Hint baharatlarını baharat yolu üzerinden Avrupa’ya taşımışlardır. O yıllarda Avrupa’da bugün olduğu gibi zengin bir bitki örtüsü yoktu. İşte yiyeceklerine farklı tatlar katmak isteyen Avrupalı derebeyleri böyle bir yola başvurmuşlardı. Diğer taraftan yine zengin derebeyleri ikinci zorunlu ihtiyaç olan giyecek ihtiyacını karşılamak amacıyla kaliteli Çin ipeğini ipek yolu üzerinden ülkelerine taşımışlardır. İpek ve baharat yollarının o dönemlerde ne kadar stratejik bir öneme sahip olduğu, üzerinden geçilen ülkelere büyük ekonomik katkı sağladığı ve savaşlara bile konu olduğu düşünülürse yiyecek ve giyecek ihtiyacının gerçekten iktisat biliminin öngördüğü gibi ne kadar zorunlu olduğu ortaya çıkacaktır. Üçüncü zorunlu ihtiyaç olan barınma ihtiyacı konusunda ise şunu söylemek mümkündür: Yerleşik hayata geçme olgusu tarih boyunca son derece önemli bir yere sahip olmuştur.

Ersin Yenisu


Ana Sayfa - Tarih Bilimi - Tarih Dersleri - Kronoloji - Tarih Sözlüğü - Atatürk - Türk Tarihinde İz Bırakanlar - Makaleler - Türk Destanları - Ziyaretçi Defteri - İletişim/Künye