................................... ................................... ................................... ................................... ...................................
Tarih Bilimi
Tarih Dersleri
Kronoloji
Tarih Sözlüğü
Atatürk
Türk Tarihinde İz Bırakanlar
Makaleler
Türk Destanları
Ziyaretçi Defteri
İletisim/Künye



"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir nitelik alır."                M. K. Atatürk

"Tarih bir milletin hâfızasıdır; tarihini bilmeyen millet, hâfızasını kaybetmiş insana benzer."                         B. Lewis

"Ecdâdını unutanlar, kaynaksız ırmağa, köksüz ağaca benzerler."                     Çin Atasözü

"Tarih, milletlerin tarlasıdır. Her toplum, geçmişte bu tarlaya ne ekmişse, gelecekte onu biçer."                         Voltaire

"Tarih okuyanın aklı çoğalır."
                  İmam Şâfiî




 

RÖNESANS


Rönesans, Avrupa’da özellikle bilim ve sanatta aklın ön plana alınmasıyla yaşanan akıma verilen addır. Söz konusu süreç Ortaçağın sonlarına doğru yeşermiş, siyasi ve toplumsal alanda Fransız İhtilali ile zirveye ulaşmıştır. Eski Yunan ve Büyük Roma İmparatorluğu üzerine inşa edilen İtalya’da başladığı için bu akıma “İtalyan Rönesansı” da denilmektedir.


Özellikle Yeniçağda (15. yy - 18. yy) etkinliğini sürdüren Rönesans düşüncesi bugünkü Avrupa medeniyetinin sosyal, siyasi ve kültürel zeminini oluşturmuştur. Leonardo da Vinci, Mikelanj, Rafael, Montaigne, Kalven, Luther, Şekspir, Servantes ve Kopernic önde gelen Rönesansçılardır.


Diğer taraftan Rönesans öncesi Ortaçağ, Avrupa için tam manasıyla karanlık yıllar olarak nitelendirilebilir. Kilise ve Papa’nın mutlak hâkim olduğu, feodalite içersinde kölelerin ezildiği, cadılar ve lanetlenmiş varsayılan insanların yargılanmaksızın öldürüldüğü ve veba gibi salgın hastalıkların yaşandığı bu karanlık yıllar Avrupa’yı köklü bir değişime sürüklemiştir. Nihayetinde bu gelişmeler kökleri yüzyıllar öncesine dayanan fakat yeni bir felsefi akım olan Rönesansın doğuşuna sebep olmuştur. Elbette ki bu acı ve gözyaşı dolu karanlık yılların ardından bir ışığın doğması, tarihin kendini sürekli gösteren gerçeklerinin bir yansımasıdır.


Bununla birlikte Coğrafi Keşiflerle Avrupalılar Doğu’ya giden yeni yollar bulmuşlardır. Bu gelişme Avrupa’da burjuva sınıfını ekonomik açıdan güçlendirmiştir. Nitekim burjuvalar Rönesans’ın öncüleri olan bilim adamı ve sanatçıları desteklemişlerdir. Bu süreç bizlere bilim ve sanatın modernleşmede öncü olduğu gerçeğini ve bu kişilerin ekonomi politikaları ile desteklenmesi gereğini hatırlatmaktadır.  


Rönesans daha önce de değindiğimiz üzere felsefenin ve pozitif bilimlerin kök saldığı Antik Yunan site devletleri ile dünya tarihinin en uzun süreli devleti olan Roma İmparatorluğu’nun kalıntıları üzerine inşa edilmiştir. Bu olgu bize milletlerin tarihle olan ayrılmaz bütünlüğünü yani nesiller arasındaki kuvvetli bağları anımsatmaktadır.


Diğer taraftan Rönesans’ın toplumsal hayata yansıyan akımına Hümanizma denilmektedir. Skolâstik düşüncenin yerini alan hümanist düşünce seküler ve tüm insanlığı kucaklayan bir anlayışı savunmaktadır. Ayrıca hümanizm doğalcılığı savunmakta ve metafiziği reddetmektedir. Yine hümanist düşünce bugünkü batı medeniyetinin sosyolojik temellerini oluşturmaktadır diyebiliriz.


Rönesans ile başta kilisenin mutlak hâkimiyetini yansıtan skolâstik düşünce ve diğer metafizik düşünceler geri plana itilmiştir. Evrenin araştırılmaya değer olduğu, pozitif bilimlerin vazgeçilmezliği ve çalışmanın erdemli bir davranış olduğu gibi düşünceler bu akımla somutlaşmıştır.  

Ersin Yenisu


Ana Sayfa - Tarih Bilimi - Tarih Dersleri - Kronoloji - Tarih Sözlüğü - Atatürk - Türk Tarihinde İz Bırakanlar - Makaleler - Türk Destanları - Ziyaretçi Defteri - İletişim/Künye