................................... ................................... ................................... ................................... ...................................
Tarih Bilimi
Tarih Dersleri
Kronoloji
Tarih Sözlüğü
Atatürk
Türk Tarihinde İz Bırakanlar
Makaleler
Türk Destanları
Ziyaretçi Defteri
İletisim/Künye



"Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bir nitelik alır."                M. K. Atatürk

"Tarih bir milletin hâfızasıdır; tarihini bilmeyen millet, hâfızasını kaybetmiş insana benzer."                         B. Lewis

"Ecdâdını unutanlar, kaynaksız ırmağa, köksüz ağaca benzerler."                     «in Atasözü

"Tarih, milletlerin tarlasıdır. Her toplum, geçmişte bu tarlaya ne ekmişse, gelecekte onu biçer."                         Voltaire

"Tarih okuyanın aklı çoğalır."
                  İmam Şâfiî




 

ZİYA GÖKALP


Türk milliyetçiliğinin babası olarak anılan Ziya Gökalp, Türkçülük akımının fikir önderlerindendir. Sosyolog, yazar, şair ve siyasetçi kimliğiyle tanınan Ziya Gökalp hiç şüphesiz Türk tarihinde kalıcı iz bırakan şahsiyetler arasındadır. 23 Mart 1875 tarihinde Diyarbakır’da doğan Gökalp Meclis-i Mebusan’da ve TBMM’de milletvekilliği yapmıştır.


Bazı tarihçiler, Ziya Gökalp bunu hiçbir zaman kabul etmese de, onun  kürt kökenli olduğunu iddia etmişlerdir. Bu iddaalara karşılık olarak ise Gökalp şu cevabı vermiştir:

“Sosyolojik çalışmalarımdan öğrendim ki milliyet eğitime dayalıdır.”

Askeri lisede eğitim alan Ziya Gökalp daha o yıllarda özgürlük ateşiyle yanmaya başlamış ve padişahın otoritesine baş kaldırmıştır. Son sınıfta öğrenciyken “Padişahım çok yaşa!” yerine “Milletim çok yaşa!” diye bağırması hakkında soruşturma açılmasına neden olmuştur. Gökalp Jön Türkler’den etkilenmiş, İttihat ve Terakki Partisi’nde görev almıştır. Yasak yayınları okumak ve muhalif derneklere üye olmak nedeniyle tutuklanmış ve bir dönem cezaevinde kalmıştır.


Ziya Bey Osmanlı Devleti’nin parçalanmaya başladığı dönemde Türkçülük ideolojisiyle milleti ve devleti ayakta tutmaya çalışmıştır. O’na göre devletin devamını sağlamak ancak ve ancak Türkçülük ideolosine sahip çıkmak suretiyle gerçekleştirilebilirdi.


Gökalp gençlik yıllarında çeşitli dergilerde yazı yazarak daha sonraki yıllarda ise siyasetin içinde bizzat yer alarak ülküsünü toplumsal hayatta canlandırmaya girişmiştir. Ziya Bey o yıllarda yazılarıyla Kurtuluş Savaşı’nı desteklemiş ve İstanbul merkezli Türk Ocağı’nın kurucuları arasında yer almıştır.


Ziya Gökalp’ın eğitimle ilgili düşünceleri ve faaliyetleri dikkate değer bir diğer konudur. İstanbul Üniversitesi’nde ilk sosyoloji profesörü olan Gökalp sayesinde üniversitelerimize toplumbilim girmiştir. Darülfununda ve Eğitim Fakültesi’nde onun eğitimle ilgili görüşleri kabul görmüştür. Diğer taraftan Ziya Bey lise programlarına sosyal bilimler dersi koydurtarak bu disiplinin okullarımıza girmesini sağlamıştır.


Düşüncelerini “Türkleşmek, İslamlaşmak ve Muasırlaşmak” diye özetleyen Ziya Gökalp Türk-İslam kültürü ile Batı kültürünün bir sentezine ulaşmayı amaçlamıştır. Ona göre ne bireyi temel alan liberalizm ne de sınıfsız bir toplumu amaçlayan marksizm Türk milletine uymamaktadır. Temelini Fransız Sosyolog Emile Durkheim’den alan “Dayanışmacılık” düşüncesi Gökalp’ın esas felsefesini teşkil etmekteydi. Ona göre toplum meslek gruplarına ayrılmalı ve bu bu meslek grupları dayanışma içinde olmalıydı. Toplum ancak ve ancak bu dayanışma sonucu huzura erişebilirdi. Nihayetinde Ziya Gökalp önce Türkiye Türkçülüğünün, daha sonra Oğuzculuğun ve son olarak da Turancılığın destekçisidir.


Gazi Mustafa Kemal Atatürk bir fikir, bir düşünce ve bir bilim adamı olan Ziya Gökalp hakında şu sözü söylemiştir:

“Bedenimin babası Ali Rıza Efendi, duygularımın babası Namık Kemal, fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp’tır.”

Dil ve Edebiyat profesörü Mahmet Kaplan ise Ziya Gökalp hakkında şöyle bir ifadede bulunmuştur:

“Atatürk ilkelerinin temelinde Ziya Gökalp’ın fikirleri vardır.”

Ziya Gökalp fikirlerini çok sayıda eserle açıklamıştır. Söz konusu eserler mlli edebiyatın kurulması ve gelişmesinde önemli rol oynamıştır. Bunların arasında en önde geleni ise hiç şüphesiz “Türkçülüğün Esasları”dır. Bu eserinde Gökalp Türkçülüğü şu şekilde tanımlamıştır:

“Türkçülük, Türk ulusunu yükseltmek demektir.”

Bir fikir adamı olan Ziya Gökalp düşüncelerini yazdığı şiirlere de yansıtmıştır.

“Vatan ne Türkiyedir Türklere, ne Türkistan,
Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan”

Ziya Gökalp Türkçülüğün Esasları adlı eserinde aşağıdaki dizelere yer vermiştir.

Güzel dil Türkçe bize,
Başka dil gece bize;
İstanbul konuşması,
En saf, en ince bize.
…..
Açık sözle kalmalı,
Fikre ışık salmalı,
Müteradif sözlerden
Türkçesini almalı
…..
Türklüğün vicdanı bir,
Dini bir, vatanı bir,
Fakat hepsi ayrılır,
Olmazsa lisanı bir.

Bu şiir Gökalp’ın  “Dilde Türkçülük” ile başlayan Ulusçuluk akımının, düşün alanında öncüsü ve düzenleyicisi olduğuna işaret etmektedir.

Ziya Gökalp’ın Türkçülüğün Esasları adlı eserinde yazdığına göre;

“Kültür ulusal olduğu halde, uygarlık uluslararasıdır.”

“Durkheim’in toplumbiliminde, öbür olaylar ekonomik olaylara neden olduğu gibi, ekonomik olaylar da öbür toplumsal olaylara neden olabilir.”


Ana Sayfa - Tarih Bilimi - Tarih Dersleri - Kronoloji - Tarih Sözlüğü - Atatürk - Türk Tarihinde İz Bırakanlar - Makaleler - Türk Destanları - Ziyaretçi Defteri - İletişim/Künye